🎓 9. Sınıf
📚 9. Sınıf Edebiyat
💡 9. Sınıf Edebiyat: 2. Dönem 1. Yazılı Çözümlü Sorular
9. Sınıf Edebiyat: 2. Dönem 1. Yazılı Çözümlü Sorular
Soru 1:
Aşağıdaki dörtlükte yer alan nazım birimini ve ölçüsünü belirleyiniz. 📝
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çözüm:
Bu dörtlükteki nazım birimini ve ölçüyü bulalım:
- 📌 Nazım Birimi: Şiirde anlam bütünlüğü taşıyan en küçük birime nazım birimi denir. Bu örnekte dört dizeden oluşan birim kullanılmıştır. Bu nedenle nazım birimi dörtlüktür.
- 📌 Ölçü (Vezin): Dizelerdeki hece sayısının eşitliğine veya hecelerin açık-kapalı olmasına göre belirlenir. Bu dörtlükteki her dizeyi sayarsak:
👉 "Kor-k-ma!-Sön-mez-bu-şa-fak-lar-da-yü-zen-al-san-cak" (14 hece)
👉 "Sön-me-den-yur-du-mun-üs-tün-de-tü-ten-en-son-o-cak" (14 hece)
👉 "O-be-nim-mil-le-ti-min-yıl-dı-zı-dır,-par-la-ya-cak" (14 hece)
👉 "O-be-nim-dir,-o-be-nim-mil-le-ti-min-dir-an-cak" (14 hece)
Her dizede 14 hece bulunduğundan, bu şiirin ölçüsü hece ölçüsüdür. Özel olarak 14'lü hece ölçüsüdür.
Soru 2:
Aşağıdaki dizelerde bulunan kafiye (uyak) ve redifleri bularak türlerini açıklayınız. 🔎
Ben bir garip yolcu
Yolum dağdan geçer
Aramızda yok
Yıllar geçer
Çözüm:
Verilen dizelerdeki kafiye ve redifleri inceleyelim:
- 💡 Öncelikle, şiirdeki "yolcu" ve "geçer" kelimeleri arasında bir ses benzerliği bulunmamaktadır. Ancak, bu tarz sorularda genellikle son seslere bakılır. Verilen örnekte, kafiye ve redif arayacağımız kelimelerin "yolcu" ve "geçer" olması beklenmez. Genellikle ardışık dizeler veya çapraz/sarmal uyaklarda ararız.
- Eğer soruda bir yanlışlık olduğu ve aslında son iki dizenin son kelimelerinin "yok" ve "çok" gibi benzer kelimeler olması gerektiği varsayılırsa veya "yolcu" ve "geçer" dizelerin son kelimeleri olarak ele alınırsa:
- Şiirde kafiye ve redif genellikle dize sonlarında aranır. Bu örnekte, "yolcu" ve "geçer" kelimeleri arasında belirgin bir ses benzerliği veya anlam/görev tekrarı yoktur. Bu dizeler arasında bir kafiye ve redif bulunmamaktadır.
- Ancak, örnek bir açıklama yapmak gerekirse:
Eğer dizeler şöyle olsaydı:
"Gecelerden bir gece
Gözlerinde bir hece"
👉 Bu durumda, "gece" ve "hece" kelimelerinin sonundaki "-ece" sesleri tam kafiye (iki ses benzerliği) olurdu. Kelimelerin kökleri farklı olduğu için redif olmazdı. - Veya:
"Gül yüzlü yarim
Gelmedi yarim"
👉 Burada "yarim" kelimesi hem anlam hem de görev olarak tekrarlandığı için redif olurdu.
Soru 3:
Aşağıdaki cümlelerde hangi söz sanatlarının kullanıldığını tespit ederek açıklayınız. 🎭
- "Bulutlar ağlıyor, şehirler ıslanıyor."
- "Bir ah çeksem dağı taşı eritir, gözüm yaşı değirmeni yürütür."
Çözüm:
Verilen cümlelerdeki söz sanatlarını tek tek inceleyelim:
- "Bulutlar ağlıyor, şehirler ıslanıyor."
- 👉 Burada "bulutlar ağlıyor" ifadesinde, bulutlara insan özelliği olan "ağlamak" yüklenmiştir. İnsan dışı varlıklara insan özelliği verilmesine teşhis (kişileştirme) sanatı denir.
- 👉 Ayrıca, bulutların ağlaması sonucu şehirlerin ıslanması doğal bir durum olsa da, bulutların ağlamasıyla şehirlerin ıslanması arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurularak duygusal bir etki yaratılmıştır.
- "Bir ah çeksem dağı taşı eritir, gözüm yaşı değirmeni yürütür."
- 👉 Bu cümlede "bir ah çeksem dağı taşı eritir" ve "gözüm yaşı değirmeni yürütür" ifadeleri, abartılı birer anlatımdır. Bir insanın ah çekmesiyle dağların erimesi veya gözyaşlarıyla değirmenlerin yürümesi gerçekte mümkün değildir.
- 👉 Bir durumun veya olayın olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük gösterilmesine mübalağa (abartma) sanatı denir.
Soru 4:
Bir yazar, romanında kahramanının iç dünyasını derinlemesine anlatırken, geçmişte yaşadığı bir olayı anı türünün özelliklerine benzer şekilde, kahramanın kendi ağzından aktarır. Romanın bu bölümünde, kahramanın çocukluğuna dair unutulmaz bir bayram anısı, tüm detaylarıyla, duygusal bir dille ve yaşanmışlık hissiyle okuyucuya sunulur. Ancak bu bölüm, romanın genel akışından kopuk değildir, aksine kahramanın bugünkü kişiliğinin oluşumunda önemli bir rol oynayan temel bir olay olarak işlenir.
Bu parçada anlatılan durum, anı ve roman türleri arasındaki hangi ilişkiyi veya farklılığı vurgulamaktadır? 🤔
Bu parçada anlatılan durum, anı ve roman türleri arasındaki hangi ilişkiyi veya farklılığı vurgulamaktadır? 🤔
Çözüm:
Bu parçada anlatılan durum, anı ve roman türleri arasındaki ilişkiyi ve farklılığı şu şekilde vurgular:
- 💡 İlişki: Roman, farklı edebi türlerin özelliklerini kendi yapısı içinde barındırabilir. Bir romanda, kahramanın geçmişini anlatan bölümler, anı türünün özelliklerini (yaşanmışlık hissi, duygusal dil, detaylı betimleme) taşıyabilir. Bu, romanın anlatımını zenginleştirir ve karakterin derinliğini artırır. Anı, romanın içerisinde bir yan anlatım tekniği olarak kullanılabilir.
- 📌 Farklılık: Anı türü, tamamen yaşanmış, gerçek olaylara dayanır ve yazarın kendi deneyimlerini aktardığı bir öğretici metin türüdür. Roman ise kurgusal bir metin türüdür. Parçada bahsedilen anı bölümü, romanın kurgusal dünyasının bir parçasıdır ve romanın ana kurgusuna hizmet eder. Yani, roman içindeki anımsamalar gerçek bir anı olmaktan ziyade, kurgusal bir karakterin anımsamasıdır. Asla saf bir anı metni değildir.
Soru 5:
Gün içinde çok sık karşılaştığımız, haber niteliği taşıyan olayları kısa ve öz bir şekilde okuduğumuz veya dinlediğimiz metinler vardır. Genellikle bir olayın ne zaman, nerede, nasıl, kim tarafından ve niçin gerçekleştiği gibi sorulara cevap verirler. Bu metinler sayesinde güncel gelişmelerden haberdar oluruz.
Yukarıda özellikleri verilen metin türü nedir? Bu türün günlük hayattaki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz? 📰
Yukarıda özellikleri verilen metin türü nedir? Bu türün günlük hayattaki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz? 📰
Çözüm:
Yukarıda özellikleri verilen metin türü ve günlük hayattaki önemi şöyledir:
- 👉 Metin Türü: Bahsedilen özellikler, haber yazısı (gazete haberi) türüne aittir. Haber yazıları, güncel olayları nesnel bir dille, "5N1K" (Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Niçin, Kim) kuralına uygun olarak aktaran öğretici metinlerdir.
- 💡 Günlük Hayattaki Önemi:
- Bilgilendirme: Haber yazıları, bireylerin yaşadıkları toplumda ve dünyada olup bitenlerden anında haberdar olmasını sağlar. Bu sayede insanlar bilgi sahibi olur ve bilinçli kararlar alabilir.
- Farkındalık Yaratma: Toplumsal sorunlar, siyasi gelişmeler, ekonomik durumlar veya bilimsel keşifler hakkında bilgi vererek bireylerin farkındalığını artırır.
- Katılım ve Etkileşim: Bilgi sahibi olan bireyler, toplumsal tartışmalara katılabilir, eleştirel düşünebilir ve gerektiğinde tepkilerini dile getirebilirler.
- Eğitim ve Kültür: Haberler sadece siyasi olayları değil, kültür, sanat, spor ve bilim alanındaki gelişmeleri de aktararak genel kültürü zenginleştirir ve insanları yeni bilgilere yönlendirir.
Soru 6:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde benzetme (teşbih) sanatı kullanılmıştır? İşaretleyiniz. ✔️
a) Rüzgar usulca fısıldadı sırlarını.
b) Cennet gibi güzel vatanım.
c) Güneş bugün de yüzünü göstermedi.
d) Bir an önce bu işi bitirmeliyiz.
Çözüm:
Verilen cümleleri tek tek inceleyerek benzetme sanatını bulalım:
- a) "Rüzgar usulca fısıldadı sırlarını." 👉 Burada rüzgara "fısıldamak" ve "sır" gibi insan özellikleri verilmiş, dolayısıyla teşhis (kişileştirme) sanatı vardır.
- b) "Cennet gibi güzel vatanım." 👉 Bu cümlede "vatan", "güzellik" bakımından "cennet"e benzetilmiştir. "Gibi" edatıyla benzetme açıkça yapılmıştır. Bu bir benzetme (teşbih) örneğidir.
- c) "Güneş bugün de yüzünü göstermedi." 👉 Güneşe "yüz göstermek" gibi insan özelliği yüklenmiş, bu da teşhis (kişileştirme) sanatıdır.
- d) "Bir an önce bu işi bitirmeliyiz." 👉 Bu cümlede herhangi bir söz sanatı bulunmamaktadır; doğrudan bir ifade kullanılmıştır.
Soru 7:
Masal ve Halk Hikayesi arasındaki temel farkları en az üç madde halinde açıklayınız. 📚
Çözüm:
Masal ve Halk Hikayesi, anlatmaya bağlı edebi metinler olsalar da, aralarında belirgin farklar bulunur. İşte bu farklardan en az üçü:
- 1️⃣ Gerçeklik Anlayışı:
- 👉 Masal: Tamamen olağanüstü olaylar ve kişiler içerir. Gerçekle ilgisi olmayan, hayal ürünü bir dünyada geçer. Kahramanlar cinler, periler, devler gibi fantastik varlıklar olabilir.
- 👉 Halk Hikayesi: Genellikle gerçeğe yakın olaylar ve kişiler içerir. Olağanüstü unsurlar bulunsa da, bunlar masaldaki kadar yoğun ve belirleyici değildir; daha çok sembolik veya abartılı birer öge olarak yer alır. Kahramanlar genellikle gerçek hayattan alınmış insanlardır.
- 2️⃣ Yer ve Zaman:
- 👉 Masal: Belirsiz yer ve zamanlarda geçer ("Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde...", "Bir varmış bir yokmuş..."). Mekanlar "kafdağı", "yedi dağın ardı" gibi hayali yerlerdir.
- 👉 Halk Hikayesi: Yer ve zaman genellikle bellidir veya daha belirgindir. Anadolu coğrafyasında geçen hikayeler, belirli şehirler, köyler, dönemler işaret edilebilir (örn: Kerem ile Aslı'nın geçtiği şehirler).
- 3️⃣ Sonuç (Ders Verme):
- 👉 Masal: Evrensel değerleri ve ahlaki dersleri ön planda tutar. İyilik-kötülük çatışması üzerinden, her zaman iyilerin kazandığı mesajını verir. "Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine." gibi kalıplaşmış mutlu sonlarla biter.
- 👉 Halk Hikayesi: Genellikle aşk, kahramanlık, fedakarlık gibi temaları işler. Mutlu sonla bitmek zorunda değildir; bazen hüzünlü veya trajik sonlarla da bitebilir (örn: Ferhat ile Şirin). Toplumsal değerleri ve duygusal derinliği yansıtır.
Soru 8:
Aşağıdaki şiir parçası için istenenleri bulunuz:
Seher vakti kalktım, dertli dertli yandım,
Gözüm yaşı sel olup aktı coşkun.
Aşkın ateşine düştüm, eridim yandım,
Yüreğimde bir sızı, derdime düştüm.
- Bu dörtlükteki kafiye ve redifleri belirleyiniz.
- Dörtlükte kullanılan söz sanatlarından birini tespit ediniz.
Çözüm:
Şiir parçasını dikkatlice inceleyelim:
1. Redif: "yandım" (1. ve 3. dizelerde).
2. Söz Sanatı: Mübalağa (Abartma) ("Gözüm yaşı sel olup aktı" ifadesinde).
- Kafiye ve Redifler:
- 👉 Dize sonlarındaki kelimelere bakalım: "yandım", "coşkun", "yandım", "düştüm".
- 1. ve 3. dizelerdeki "yandım" kelimeleri rediftir. Çünkü hem yazılışları hem de anlamları aynıdır ve aynı görevi üstlenmişlerdir (yanmak fiilinin geçmiş zaman birinci tekil şahıs çekimi).
- "Coşkun" ve "düştüm" kelimeleri arasında ise belirgin bir kafiye ve redif bulunmamaktadır. Ancak eğer 2. ve 4. dizelerin son kelimeleri arasında da bir uyum aransaydı, bu örnekte zorlanırdık. Genellikle çapraz veya sarmal uyaklarda da arama yapılır.
- 📌 Bu dörtlükte "yandım" kelimesi rediftir.
- Söz Sanatları:
- 👉 "Gözüm yaşı sel olup aktı" ifadesinde, gözyaşlarının bir sel gibi akması, abartılı bir anlatımdır. Gözyaşının miktarını ve yoğunluğunu olduğundan çok daha fazla göstermektedir.
- 👉 Bu durum, mübalağa (abartma) sanatına örnektir.
- 👉 Ayrıca "Aşkın ateşine düştüm, eridim yandım" ifadesinde "aşkın ateşi" benzetmesi kapalı istiareye yakın bir kullanımdır; aşkı ateşe benzeterek sadece benzetilen (ateş) ile yetinilmiştir. Ancak daha belirgin olan mübalağadır.
1. Redif: "yandım" (1. ve 3. dizelerde).
2. Söz Sanatı: Mübalağa (Abartma) ("Gözüm yaşı sel olup aktı" ifadesinde).
Daha Fazla Soru ve İçerik İçin QR Kodu Okutun
https://www.cepokul.com/sinav/9-sinif-edebiyat-2-donem-1-yazili/sorular